Başımda felaketler, başımda büyük bir isyan var. Elleri sopalı adamlar, çığlıkları boğazlarını yırtan kadınlar var . Gökyüzüne kadar gülümseyebilecekken dizlerini böğrüne basıp ağlayan çocuklar var. Şimdi sen, konuşmalarıma anlamlar yüklemeyi kes. Noktalarımın bile anlatacağı o kadar çok şey varken okuyamadığın cümlelerimi benden dilemekten vazgeç. Bi söğüt dalına bağladığım urgandan ölüm istediğimden beri işler pek yolunda gitmiyor. Soğuk bir mermerin altına uzanmak isteyişlerimden kaçamıyorum. Sen şimdi en iyisi bir kaç fidan bir de koyu camlı bir güneş gözlüğü edin. İhtiyacımız olacak.
Cehennemin orta yerinde nasıl çırılçıplak kaldığımı sana nasıl anlatırım bilmiyorum ama sağ gözümden iki damla yaş düştü. Elbet görmüşsündür. Aşıklar çeşmesinde elimi yüzümü yıkarken fazla aciz gözüküyorum biliyorsun. Şiir yazacağım diye oturduğum tüm masalardan sarhoş kalktığımı da biliyorsun .Adınla başladığım cümlelerin sonunu hıçkırıklara buladığımı görüyorsun. Bir tas su verdiğinde zemzem misali şükre durduğuma da şahitsin. Söyle iki gözüm ne diye gidersin ?
Yorumlar
Yorum Gönder